Evet bir acıklı yazının daha başında buluştuk :D Kara mizah bile döndürecek durumda değilim sanırım. Geceler karanlıktı;sabahlar daha da karanlık olmaya başladı.Her gün başaramadığım yeni bir şey çıkıyor karşıma. Hani insan merak ediyor; Benim en dibim neresi? Kara delikler insanı kör edecek kadar parlakmış aslında ; ben de o kadar parlayabilecek miyim bir gün ? İnsanları çevremde tutabilmek için olmayan enerjimi damla damla akıtıyorum. Tükeniyorum. Değişiyorum. Yabancılaşıyorum kendime ;deliriyorum.
insanların günlük dediği şey benim için acı defterinden ibaret. 365 sayfalık ajandamı acılarla doldurdum. Her sayfada ki göz yaşlarının akıttığı mürekkeple.Dünün bugünün yarının acılarıyla.Her geçen gün kendini kabul ettiren gerçeklerle.Kendime olan tahammülsüzlüğümle. Yalnızlığımla.Sayfalar dolusu yarısı olmayan, kırık kalplerle.Hayal kırıklıklarıyla.Boşa çekilmiş kayıklarla.Karşılığı olmayan özverilerle.Sağır eden bir boşlukla.Sorgularla dolu sayfalar...Yere düşen çocuğa sakin ol, ayağa kalkma diye bağırasım var.Sakın ayağa kalkma; ölü taklidi yap. Keşke biride bana deseydi bunları.
Bekliyorum; ben nasıl hayatı kabullendiysem onunda beni kabullenmesini,saatlerce dinmeyen gök gürültüsünün ardından içimi ferahlatacak yağmurun yağmasını;kalbinizi 1000 parçalık puzzlemış gibisine sabırla sıfırdan tamamlayacak birisini bekliyorum.Hiç bir şeyin elimde olmadığını da biliyorum sanki ellerim kollarım yokmuş gibi hissettiğimi.Ne kadar dinlenirsem dinleneyim daha çok araya ihtiyaç duyacağımı biliyorum.
Ve bir kadın sevilmeyi bekler gecenin en ince yerinde...Yapacak bir şeyim kalmadıysa şimdi tam sırası yarından bir şey ummamanın.