Jeffrey kendinden emin adımlarla kaptan Blackin söylediği yere doğru ilerliyordu.Ona göre bu aslında basit bir işti.Ne sorun çıkabilirdi ki? Her şey gerektiği gibi planlı değil miydi? Kolundaki saate umursamaz bir tavırla bakındı.Vakit gelmişti. "Geliyorum Alexcik" . Önündeki dev aracın kapısını yakışıklı bi genç onun için açtı.Bu tarz araçlara karşı her daim bir ilgisi olmuştu.Dev araca binerken kendini daha da emin hissetti.Uzun zamandır kendine zorlu bir görev arıyordu ki bu görev kendi emeklerini korumak adına çıktığı türden bir şeydi.Bu herkesin başına gelmezdi.Zorlu göründüğü kadar basitti de onun için.Erkekleri avucunun içine almakta hiç sıkıntı yaşamazdı.Aslında kendi hayatında buna gerek bile olmazdı.Güçlü başarısının bir bedeli de yalnız olmaktı.Ancak yalnızsa başarılı olabilirdi.Erkekler, dostlar ve aile onun için kafa karıştıran birer ayrıntıdan ibaretti.

Sürücü koltuğuna otururken dikiz aynasından kendine biraz bakındı.Başarabileceğini biliyordu fakat bu işin sürecini hesaplayamıyordu.Ya sandığından uzun sürerse? Ya karşıdaki flörtten fazlasını isteyip aşık falan olursa? Yansımasına gülümsedi. 'Bu çok saçma' diye düşünerek sırtını koltuğa yasladı.Saatini tekrar kontrol ederek cama doğru döndü. "Hey Brendon, gitme vakti ha?" Brendon büyük bir ciddiyetle büyük garajın kapısına doğru yürüdü.Aynı ciddiyetle butonu basıp jeffrey i selamladı.Garajın kepengi ağır ağır açılırken gün ışığı karanlık garajı doldurmaya başlıyordu.Jeffrey yandaki çantaya uzanıp södkd marka gözlüklerini minik sırıtışıyla gözlerine taktı.Ardından Brendon'a gülümseyip arabayı çalıştırdı.Yine emin duruşuyla gaza köküne dek basıp hızla arabayı garajdan çıkardı.Gözlükleri var olan özgüvenini daha da körüklerdi.Belki de katı duruşunu tescillemek içindi kim bilir..

Büyük sokalar, parklar geçtikten sonra nihayetinde arabayı 5. Caddeye sürüyordu.O kadar süratliydi ki koca tekerler ilk defa bu kadar dönmüş olmalıydılar.Sonuçta bu Billy'e ait bir kamyondu.Gülümsedi ve şimdi onu yavaşlatan trafiğe bir korna çaldı.Zamanında yetişmesi gerekiyordu.Planlandığı gibi gitmeyen şeyler de onun için bir felaket demekti.Duruma ayak uydurmakta zorlanırdı.Sergilemek istediği tavrı kaybetmek istemezdi.Bir kez daha kornaya güçlüce bastı.Orda neler oluyordu? Bir kaza ya da yine manyağın biri yola mı sürmüştü kendini.Bu sokaklarda bu çok yaşanırdı.Kısa bir bekleyişin ardından nihayetinde arabalar ufaktan hareketlenmeye başladı.Jeff derin bir nefes alıp yeniden direksiyonuna sıkı sıkı sarıldı.Önü boşaldı ve gaz pedalına ayağını basacakken karşıdan kendine doğru bir adamın koştuğunu farketti.Kendine diyorum çünkü ondan başka "hey koca kamyonetli sarışın!!" yoktu değil mi? Gözlüğünü çıkarıp daha net baktı.Bağırarak ona doğru geliyordu ve koşuyordu.Jeffrey basıp gidebilirdi fakat ne olduğunu kavrayana kadar o çoktan kamyonun kapısını açmış ve içeri oturmuştu. "Sürsene!" Jeff bu komut üzerine istemsizce ayağını gaz pedalına hızla vurdu.Adam büyük bir rahatlık ve aceleciliği beraberinde getirmişti. "Geliyorlar! Şurdan sola dön!"

Kim geliyor demeye kalmadan Jeffrey aynasından yanıp sönen ışıkları görmüştü.Aracının plakası anons ediliyordu.Bunlar polislerdi ve onun aracının peşindeydi.Ne anlamsız bir andı bu böyle? Billy bunun altından kalkabilirdi ya kendi? Bir kere almıştı o adamı arabaya, "Lanet olsun!" Diye haykırdı.Ve adamın dediğini yapıp arabayı süratle sola sürdü. "İleriden sağa dön ve gazı kökle bebeğim!" Jeffrey ne olanları ne söyleyenenleri kavrayabilmiş sadece ayak uyduruyordu.Çünkü bir değer seçeneği hesaplayamayacak kadar tuhaf ilerliyordu işler.Arabasında yabancı kaçak bir adam.Gitmesi gereken önemli bir buluşma ve peşinde koşturan polisler vardı.Nereye gittiklerini algılamaya çalıştı Jeff.Ormanlık bir bölgeyi geçmiş ve bu ıssız yere ne ara gelmişlerdi.Tabelaları zar zor okudu. «Hersby uçurumuna gider» Hersbey ..o da neydi öyle? "Daha hızlı!" diye bağırınca Jeff gaza biraz daha bastı.Tek isteği polislerden ve yanındakinden kurtulup caddeye geri dönmekti.Belki arabasız fakat dönmeliydi.Çünkü bu yalnızca kendi kaderini değil dünyanın kaderini değiştirebilirdi. Bahsi olan uçurumun olduğu yere gelmişlerdi ve hala ilerlemekteydiler "Lanet olsun sana diyorum sarışın daha hızlı ol!!" Jeffrey uçuruma yalnızca 10-15 metre kaldığını farketti. "hayır" Adam kocaman bir kahkaha atıp Jeffrey'nin gazda olan bacağını hızla aşağı bastırdı.Jeffrey büyük bir çığlı attı.Körü körüne uçuruma doğru son sürat giden bir arabanın içindeydi.Son yakındı. "BIRAK BENİ!!!" Sol cebini yokladı.İşte silahı oradaydı.Elini silahına attı.Tam çıkaracakken söylediği sözler onu kendi yerine çaktı. "Ben Alex Delarge" Saniyeler içinde ne olduğunu anlayamadan uçurumun son noktasına geldiler.Jeffrey suyun berraklığında arabanın yansımasını ve birazdan olacakları görebiliyordu.Şaşkınlığının arasında yalnızca gözlerini kapattı.Ve büyük cüsseli araba bir hışımla altında ki kayalıkları ufalayarak koca denize doğru yol aldı.Araba boşluğa kendini saldığında saniyeler saatler gibi yavaştı.Aslında deli gibi hızla düşüyordu.O süreçte, ki bu saniyenin onda biri olmalıydı.Jeffrey Alex'in yüzüne baktı ve şaşırdı, o gülümsüyordu.

Sonra ardından büyük bir PAT! Ve denizin dibi..